Ana içeriğe atla

Mad Max Fury Road ve Mad Max Serisi

Kıyamet sonrası filmleri ile aranız nasıldır?
Kötüyse de merak etmeyin, bu seri fikrinizi değiştirebilir!

Mad Max / 1979

Mad Max efsanesi George Miller'ın elinde 1979 yılında vizyona giren ilk filmi ile doğdu. Bu ilk filmin; polis memuru Max Rockatansky ve yozlaşmaya yüz tutan toplum ışığında ilerleyen; post apokaliptik bir film edasındansa iyi bir yol-intikam-aksiyon melezi olarak göze çarpan bir yapısı vardı. Tabii aynı zamanda dünyaya "Mel Gibson" isminde genç ve karizmatik bir yetenek sunmuştu.


















Mad Max: The Road Warrior / 1981

İkinci filme gelecek olursak Mad Max: The Road Warrior (ki favorim olur)
Dostum! Bu ne çılgınlık! Bu anti kahramanlık! Bu her parçasından punk akan kostümler! Bu delirmiş insanlık! Çılgınlığının sonunda dünyanın sonunu getirmiş insanlık! Mad Max efsanesi varsa ve bu efsanenin kabuğu içinde bir felsefe saklı ise bu film odur. Bu film çekirdektir, dünya için magmadır, atom için protondur! Kısacası bu filmi izlemeden ölmeyin :)












Mad Max Beyond Thunderdome / 1985

Son filme gelecek olursak (Fury Road'a kadar sondu tabii) Mad Max Beyond Thunderdome genel olarak en zayıf halka olarak hor görülen; ancak benim nacizane gayet beğendiğim; iyi ki izlemişim dediğim, The Road Warrior'un yolu, kavgası, bağrış çağrış şiddetinden sonra kendini adeta dinlenmeye alan ve "medeniyet" kavramına eğilen bir filmdir.













Mad Max Fury Road / 2015

Gelelim günümüze. George Miller ustanın; bize bir güzelliğidir bu. 80'lerin efsane serisi biz 2000'li yılların gençliği için yeniden şekil alsa da, günümüz teknolojisiyle biraz gözümüz gönlümüz açılsa; biraz aksiyondan, biraz punkdan, biraz yol filmlerinin tadından, biraz o bayıldığım kısa sahne kesmelerinden, biraz da felsefesinden nasiplensek derken; 30 sene sonra gelen Mad Max Fury Road! Bu çılgın, bu kızgın; bu ateşli filmi kesinlikle sinemada, dev ekranda izleminizi öneriyorum. Sesin, gürültünün, çılgınlığın tadına varın! 120 dakika boyunca içinde bulunduğunuz evreni unutacak ve kendinizi kıyamet sonrası bir dünyada; çöl, şiddet, susuzluk ve isyan içinde, cennet ve adalet arayışı içinde bulacaksınız!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Arada Gelenler (Beni en çok mutlu eden şey nedir?)

Bazı şeyler üzerine düşünmediğimizi düşünüyorum. Mesela ben düşünülmediğini düşündüğüm şeyleri düşünmeyi severim. Günlük hayatta fark etmediğimiz o kadar garip şeyler var ki bunları fark edince biz garip oluyoruz. Allah aşkına söyleyin; bir uzaylı dünyamıza gelse de bizi akşam vakti izlese. Kendimize bir yer edinmişiz, boynumuz ağrımasın diye kafamızı koyacak yumuşak bir nesne, üşümeyelim diye bir örtü (her şey de düşünülmüş) hazırlanıyoruz. Ne yapıyor bu insanlar? Uyuyacak. İyi de uyku ne? Yaşam süremizin yarısını, gökyüzünün karanlık yüzünü neden kıpırdamadan bir tür trans halinde geçiriyoruz? Ben uzaylı olsam cidden merak ederdim ne yapıyor bu insanlar.
İşte böyle garip şeyleri düşünüyorum ister istemez aklıma geliyor. Seviyorum böyle düşünceleri. Aynı uzaylı bizim neden üst üste kurulmuş kutularda yaşadığımızı da merak edebilirdi; Dünya bu kadar büyükken.
Mesela bu hayatta yapmaktan en çok mutlu olduğum şeyi de düşündüm. Ne için yaşadığımı. Hala daha kendime soruyorum ve sordukça so…

Arif V 216

Cem Yılmaz' ın başrolünü oynayıp yazdığı 2004 yapımı G.O.R.A. ve 2008' de gösterime giren A.R.O.G. filmlerinden sonra, bilimkurgu ve fantastik öğeler içeren üçüncü devam filmi Arif V 216 beyazperdeye arz-ı endam etti. Biz de görev bilip izledik. İzlenimlerimi maddeler halinde sıralamak istedim; bu arada dikkat spoiler içerir:


Öncelikle Cem Yılmaz' ın diğer komedi filmleri gibi sadece güldürme kaygısı olmadığı, iyi bir film ortaya çıkarıp sinemasal zevk vermek istediği ortada. Film güldürmemekle eleştirildi; fakat bu adamın istediğinde gözlerimiz yaşarana kadar güldürdüğünü tek kişilik gösterilerinden biliyoruz. Bu sebeple "gidem de gülem" kafasıyla bu filme giden gülmez, onu bir belirtelim.Filmde 60' lı yılların tevazu ve naifliğine bir saygı duruşu, dönemin büyük ustalarına selam ve birçok kült filme göndermeler mevcut. Hatta filmde en iyi işleyen yan bu olsa gerek. Sadri Alışık ve Kerem Alışık' ı;  nam-ı diğer Turist Ömer' i karşı karşıya getiren sa…

Maide'nin Altın Günü

Gün geçmiyor ki sinema salonlarımıza bir başka yerli komedi filmi arz-ı endam etmesin.. İnsan takip etmekte zorlanıyor; ancak önümüze her akşam konulan aynı yemeğin vereceği tadı veren birbirinin aynı yapımları sunmaktan sinemacılarımız yorulmuyor ne yazık ki. Benzeri bir örnek; bir tiplemenin sinema filmi uzunluğuna deyim yerindeyse çeke çeke uzatılmış macerası : Maide'nin Altın Günü

Herhalde hikaye merkezinde bir kadın karakter olması, diğer basit komedilerden ayrılan ve bir nebze yakın olmama sebep olan konu olsa gerek. Ezgi Mola takdir edilen, sempatik ve yetenekli bir oyuncu kuşkusuz. Kendisinin hayat verdiği Maide Hanım, birçoğumuzun mahallesinde yaşayan bir tipleme diyebileceğimiz bilmiş bir teyzemiz. Kendisi ve mahallesindeki rakibeleri için meydan muharebesi tadındaki güç gösterisi alanları da altın günleri. Film basit bir skecin uzun versiyonu tadında, tahmin edilebilir bir sona doğru ilerlerken; birkaç anlık güldüren sahne ile gönül almaya çalışıyor. İzlerken sürekli &…