Ana içeriğe atla

Tim Burton / Bir Gotik Çocuk



Tim Burton; çocukluğumun ve ilk gençliğimin kahramanı.. Kendinizi dışlanmış, farklı hatta ucube hissediyorsanız, onunla ve yarattığı karakterlerle özdeşleşmeniz kaçınılmaz. Kariyeri adeta bir parabol eğrisi olan bu tuhaf adamın tuhaf filmlerinde insanı çeken, kalbine dokunan acayip bir taraf var. Bu yazıda defalarca acayip - tuhaf gibi kelimeleri kullandığımı görebilirsiniz ve bu bile Tim Burton'u anlatmaya yeter bence :)

Konumuza dönecek olursak, kendisini ve sıradışı filmlerinin bazılarını hatırlayalım istiyorum, böylece ben de kendi içimde geçmişe küçük bir yolculuk yapacağım sanırım.

Öncelikle; Vincent / 1982

Vincent Tim Burton'un büyük hayranlık duyduğu Vincent Price'a bir saygı duruşu niteliğinde ve (kendisi ne kadar şanslı ki) hayranı olduğu büyük aktör tarafından seslendirilmiş olan stop-motion bir kısa film. (Bu duruma her zaman özenmişimdir.) Filmdeki küçük çocuk; Vincent' ı yaratırken kendisinden esinlendiği söylenir ki bunu birçok filminde göreceğiz. Siyah beyaz, gotik ve Vincent Price'ın büyüleyici sesiyle insanı etkileyen; gerçekten çok hoş bir yapım, izlemenizi tavsiye ederim.

Kalbimi söküp alacaksın Beterböcek / Beetlejuice / 1988

Benim için anlamı büyük çünkü bu filmi küçük bir çocukken izleme şansı buldum. Çocukların hayalgücüyle böyle büyümemiş çocukların rüyalarını izlemek bambaşka bir deneyim. Evden çıkamayan hayaletler, diğer dünyanın garip varlıklar ve o dünyaya açılan kapı.. Hepsi o kadar aklımıza yattı ki neredeyse duvara kapı çizip 3 kez vuracağım. Ha bir de 3 kez "beterböcek" diyememe sorunu var:) Hayalgücüne, çılgınlığına, sıradışılığına kurban olduğum defalarca izledim izlerim ve izleyeceğim.

Fena oluyorum Batman / 1989

Batman'i en sevdiğim çizgi roman kahramanı yapan bu karanlık tasvir olsa gerek. Batman'e gotizm sosu katan, ona hakettiği karanlığı ve derinliği bahşeden, ha bir de üzerine beyazperdeye JACK NICHOLSON gibi inanılmaz iyi bir seçimle inanılmaz iyi bir JOKER karakteri armağan eden, biraz çizgi romanın kendisinden biraz Tim Burton anti-liğinden nasiplenen yapım. O güne kadar hor görülen çizgi roman uyarlamaları şimdi el üstünde tutuluyorsa bu film ilk adımı atmıştır!

Kalbimi acıttın Makas Eller / Edward Scissorhands / 1990

Bu filmde Tim Burton'un kendini anlattığı söylenir. Dışlanan bir karakter Edward. İnsanlar onun yeteneklerini takdir ediyor; aynı zamanda bu onları korkutuyor. Hem herkes gibi olmadığı için seviyorlar hem de kendileri gibi olamadığı için dışlıyorlar. Sevgiye ve anlaşılmaya aç. Herkesin aynı olduğu, aynı giyindiği, aynı düşündüğü bu ikiyüzlü kasabada aradığı sevgiyi bulabilir mi, bulsa bile burada yaşayabilir mi? İnsanlara, topluma, bireye, her zaman farklı olana, farklı görene, korkana, sevene; kısaca herkese dokunan bir hikaye. Hem absürt hem duygusal olabilen gotik bir masal. Kalbimize dokunan ve acıtan bir masal..

Seni çılgın Ed Wood / 1994

Edward D. Wood Jr. 1924-1978 yılları arasında yaşamış olan ve dünyanın en kötü yönetmeni kabul edilen sinemaya aşık bir adam. Peki sinema dünyasından dışlanmış, Plan 9 from Outer Space gibi absürt filmler çeken bu adam Tim Burton tarzı bir karakter değil de nedir? Tim Burton'un B filmlerini izleyerek büyüdüğünü ve çok sevdiğini biliyoruz. Belli ki kendisi Ed Wood'a bir saygı duruşunda bulunmak istemiş ve inanır mısınız ondan daha iyisini kimse yapamazdı! Film çok çok çok sevdiğim 50' ler Hollywood tarzıyla çekilmiş siyah beyaz bir yapım ki buradan büyük puan topluyor. Filmin tarzı döneme ve Ed Wood filmlerine oldukça benzer, karakterler absürt ve yaşanmış hikaye belgesel tadıyla değil, çılgın bir tatla sunuluyor ki bu filmi leziz yapan bu. Ayrıca Bela Lugosi demek istiyorum ve izlemenezi istiyorum!

Sanki biraz duraksadık Çılgın Marslılar / Mars Attacks! / 1996

Bu film resmen yıldızlar karması, her karesinden yıldız fışkırıyor, Jack Nicholson mu istersiniz, Natalie Portman mı, Glenn Close, Annette Bening, Pierce Brosnan, hatta Michael Fox ve saymadığım diğer isimler. Absürtlükse absürtlük farklılıksa farklılık! Ancak birşeylerin eksik olduğu kesin. Tim Burton'un biraz vasata düştüğü bir film.

Merhaba karanlık Hayalet Süvari / Sleepy Hollow / 1999

Çılgın Marslıların renklerinden sonra yine karanlığa ve gotizme dönüyoruz. Ünlü hayalet süvari hikayesini beyazperdeye taşıyan yönetmen, atmosfer yaratmadaki başarısını yine gösteriyor, Makas Eller ve Ed Wood'da birlikte harikalar yarattığı Johnny Depp ile birlikte çalışıyor. Diğer kült filmleri gibi akılda kalıcı ve etkileyici olamasa bile kötü bir film diyemeyeceğim, izlendiğinde keyif veren ve bilmeseniz bile izlerken "kesin Tim Burton filmi" diyeceğiniz karaktere sahip bir yapım.

Üzdün bizi Büyük Balık / Big Fish / 2003

Tim Burton filmografisinde ayrı bir yerde duran, vefat eden babasına ithaf ettiği, naif, masalsı, farklı ve özel bir hikaye. Hayatı boyunca masal anlatan bir adamın masala dönüşmesinin hikayesi. kalbine açılan kapının deliğinden bakıp; dağınık saçları, kocaman renkli gözlükleri ve çektiği karanlık, absürt ve gotik hikayeleri ile bildiğiniz bir adamın iç dünyasının ne kadar kırılgan, hüzün dolu olduğunu gördüğümüz ve bize tekrar tekrar farklı olandan korkma diyen çok özel bir film.

Neler oluyor bize Charlie'nin Çikolata Fabrikası / Charlie and the Chocolate Factory / 2005

Bu sefer yönetmenimiz ünlü bir hikayeyi ve filmi yeniden çevrime sokarak günümüz teknolojisi ve kendisinin absürt yetenekleri ile buluşturuyor. Başrolde yine Johnny Depp var yönetmen koltuğunda yine kendisi ancak yine tutmayan bir taraf var. Gittikçe kendini tekrarlayan bir hal almaya başlayan hikaye anlatımı bize şu soruyu sorduruyor: Hayalgücü tıkandı mı?

Rahat bir nefes Ölü Gelin / Corpse Bride / 2005

Charlie'nin Çikolata Fabrikası ile aynı yıl gösterime giren yapın adeta alın onu yapımcılar için yaptım ama bunu sizin için dercesine biz hayranlarına sunulan gotik bir pasta gibi leziz! Tekrar stop-motion bir yapım ile karşımıza gelen yönetmen kendisinin alametifarikası olmuş olan gotizm-karanlık-ölüler dünyası-büyüler ve bilimum sıradışılık ile kalbimizi nasıl fethedeceğini biliyor açıkçası :)


Ooo müzikal alırım bi dal Sweeney Todd Fleet Sokağının Şeytan Berberi / Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street 2007

Gotizm ve müzikalin buluştuğu hoş bir film Sweeney Todd, içinde çok yetenekli oyuncular barındırıyor ve Tim Burton yine çok ünlü bir hikayeyi beyazperdeye taşıyor. Ancak bu filmle beraber kendisinin kesinlikle tekrara vardığı ve formül üzerinden film çektiği su yüzüne çıkıyor. Atmosfer yine mükemmel ona birşey diyemeyeceğim. Atmosfer ve müzikal olması zaten filmi kurtaran özellikleri olsa gerek.

Gerçekten mi Tim? Karanlık Gölgeler / Dark Shadows / 2012

Zaten son birkaç filmdir düşüş başlamıştı ve bu yazıda belirtmediğim Alice Harikalar Diyarında filmi "sadece atmosfer yaratabiliyorum" çığlığı gibiydi; ancak Karanlık Gölgeler çok kötü! Çok kötü bir film! Tim Burton' un ben karanlık film çekiyorum ve çok gotik olacak dediği ve elinde sadece bu mu kaldı diye sorduğumuz, eskiye bakıp iç çektiğimiz; ya bi Beterböcek vardı inanır mısın diye filmi izleyenlere aslında senin iyi filmler de çektiğini hatırlatma gereği duyduğumuz - olmaması gereken bir film. Anladık karanlık ve Johnny Depp çok iyi ancak yeterli değil. Lütfen eski ruhunu yakala, lütfen!


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Arif V 216

Cem Yılmaz' ın başrolünü oynayıp yazdığı 2004 yapımı G.O.R.A. ve 2008' de gösterime giren A.R.O.G. filmlerinden sonra, bilimkurgu ve fantastik öğeler içeren üçüncü devam filmi Arif V 216 beyazperdeye arz-ı endam etti. Biz de görev bilip izledik. İzlenimlerimi maddeler halinde sıralamak istedim; bu arada dikkat spoiler içerir:


Öncelikle Cem Yılmaz' ın diğer komedi filmleri gibi sadece güldürme kaygısı olmadığı, iyi bir film ortaya çıkarıp sinemasal zevk vermek istediği ortada. Film güldürmemekle eleştirildi; fakat bu adamın istediğinde gözlerimiz yaşarana kadar güldürdüğünü tek kişilik gösterilerinden biliyoruz. Bu sebeple "gidem de gülem" kafasıyla bu filme giden gülmez, onu bir belirtelim.Filmde 60' lı yılların tevazu ve naifliğine bir saygı duruşu, dönemin büyük ustalarına selam ve birçok kült filme göndermeler mevcut. Hatta filmde en iyi işleyen yan bu olsa gerek. Sadri Alışık ve Kerem Alışık' ı;  nam-ı diğer Turist Ömer' i karşı karşıya getiren sa…

14 Şubat Sevgililer Gününde İzlenecek Kalıplardan Sıyrılmış 14 Film

14 Şubat yaklaşıyor ve sevgilisi olanlar, olmayanlar, olanı olduramayanlar romantik film arayışına girdiniz fakat klişelerden bıktınız mı? İşte sizlere sevgilinizle veya yalnız izlenebilecek kalıplardan sıyrılmış 14 film önerisi!


1 - Edward Scissorhand / Makas Eller / 1990 Aslında  Tim Burton / Bir Gotik Çocuk yazımda bu film hakkında yazmıştım. Tüm naifliği ve duygusallığının yanında gotizm, korku ve komediden birer tutam harmanlayan ve gönlümüzü şenlendiren, kar tanesi kadar masum bir masal.



2 -Eternal Sunshine of the Spotless Mind / Sil Baştan / 2004
Şimdi diyebilirsiniz ki biz romantik film denince salya sümük ağlayacağız, bir Kerem ile Aslı bir Leyla ile Mecnun aşkı izleyeceğiz sandık. Sevgili arkadaşlarım bu öyle bir film ki romantizmin kalıplarına tenezzül etmeden en derin duyguları yaşatıyor. İlişkilere hem gerçekçi hem de olağanüstü bir bakış. Jim Carrey ve Kate Winslet' ın ters köşe rolleri de cabası.



3 - The Heiress / Miras / 1949
Daha önce de yorumladığım The Heiress film…

The Crow / Karga / 1994

Karanlık, kasvetli ve üzerinde alevler yükselen şehri fondaki ney sesiyle bir karganın gözüyle görürüz ve kız çocuğunun sesi şöyle der; "Bir zamanlar, insanlar birisi öldüğünde ruhunu bir karganın ölümün ülkesine taşıdığına inanırlardı. Ama bazen,çok kötü bir şey olduğunda büyük bir keder de taşınırdı ve ruh rahat edemezdi. O zaman bazen, sadece bazen karga yanlış şeyleri düzeltmek için ruhu geri getirebilirdi..."

The Crow böyle etkileyici bir sahneyle başlar izledikten sonra uzun süre etkisini hisettirir insana. The crow da gerçekle sanalı ayırt etmek zor. Eric Draven in nerde başlayıp Brandon Lee nin nerde bittiğini ayırt edemiyorsunuz. Lee; Draven ın kendisi olup onunla yaşıyor, soluk alıyor, karganın geri getirdiği kederli ruhla, sapkın ve adaletsiz şehirde yanlış gidenleri düzeltmek için; adalet için geri dönüyor; Eric Draven la yaşıyor ve ölüyor... Kaderin bir oyunu mu bilinmez ancak kendisi de Eric Draven gibi nişanlısıyla evlilik hazırlıkları yaparken vuruluyor, hem d…