Ana içeriğe atla

Aile Arasında


Avrupa Yakası, bu ülkede gerçek bir başarıya ulaşmış; içerisinde çok değerli ustalar barındıran, yeni yüzler yetiştiren, birçok yetenekli ismi birarada izleme fırsatı veren; matematiği olan, zorlamadan uzak, samimi ve değerli bir sit-com dizisiydi. Gülse Birsel ismini hepimizin duymasına ve övgü toplamasına vesile oldu. Kendisi daha sonra Yalan Dünya dizisiyle yine aynı dinamikte; büyük ustaların elinin öpüldüğü yeni yetmelerin başının  okşandığı bir aile samimiyeti yakalamıştı.

Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Aile Arasında filmi de kendisinin kaleminden çıkma, benzer yolda ilerleyen bir hikaye. Oyuncuların güçlü performansları ile coşan, bayağılık ve ucuzluğa kaçmadan güldüren; "mizahi" bir film.

Performans demişken; Demet Evgar ve Engin Günaydın takdire şayan.. Yüksek enerjileri hem filme hem de izleyen bizlere ışık saçıyor. Özellikle kendilerinin bulunduğu sahnelerde güldürü ve seyir keyfi oldukça yüksek. Ancak her ne kadar senaristliği ile alkış toplasa da Gülse Birsel'in canlandırdığı karakterden pek haz alamadım. Sinema salonunda da bulunduğu sahnelerde tepkisizlik hakimdi.

Filme gelecek olursak; son dönem sinemamızın için çıkılmaz gibi duran basit ve sığ komedilerinin yanında bize nefes aldırdığı için, karakter yaratımı ve bu karakterlerin incelikle işlenmiş olması takdiri hakediyor; ancak eksik noktaları da yok değil. Filmin bazı kısımlarında güldürmek üzerine çok düşünülmüş gibi, zorlama anları mevcut. Ayrıca bazı sahneler bir amaca bağlansa da çok ilgi çekmiyor. (Dede ile ilgili sahneler gibi)

10/7.5

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Arada Gelenler (Beni en çok mutlu eden şey nedir?)

Bazı şeyler üzerine düşünmediğimizi düşünüyorum. Mesela ben düşünülmediğini düşündüğüm şeyleri düşünmeyi severim. Günlük hayatta fark etmediğimiz o kadar garip şeyler var ki bunları fark edince biz garip oluyoruz. Allah aşkına söyleyin; bir uzaylı dünyamıza gelse de bizi akşam vakti izlese. Kendimize bir yer edinmişiz, boynumuz ağrımasın diye kafamızı koyacak yumuşak bir nesne, üşümeyelim diye bir örtü (her şey de düşünülmüş) hazırlanıyoruz. Ne yapıyor bu insanlar? Uyuyacak. İyi de uyku ne? Yaşam süremizin yarısını, gökyüzünün karanlık yüzünü neden kıpırdamadan bir tür trans halinde geçiriyoruz? Ben uzaylı olsam cidden merak ederdim ne yapıyor bu insanlar.
İşte böyle garip şeyleri düşünüyorum ister istemez aklıma geliyor. Seviyorum böyle düşünceleri. Aynı uzaylı bizim neden üst üste kurulmuş kutularda yaşadığımızı da merak edebilirdi; Dünya bu kadar büyükken.
Mesela bu hayatta yapmaktan en çok mutlu olduğum şeyi de düşündüm. Ne için yaşadığımı. Hala daha kendime soruyorum ve sordukça so…

Arif V 216

Cem Yılmaz' ın başrolünü oynayıp yazdığı 2004 yapımı G.O.R.A. ve 2008' de gösterime giren A.R.O.G. filmlerinden sonra, bilimkurgu ve fantastik öğeler içeren üçüncü devam filmi Arif V 216 beyazperdeye arz-ı endam etti. Biz de görev bilip izledik. İzlenimlerimi maddeler halinde sıralamak istedim; bu arada dikkat spoiler içerir:


Öncelikle Cem Yılmaz' ın diğer komedi filmleri gibi sadece güldürme kaygısı olmadığı, iyi bir film ortaya çıkarıp sinemasal zevk vermek istediği ortada. Film güldürmemekle eleştirildi; fakat bu adamın istediğinde gözlerimiz yaşarana kadar güldürdüğünü tek kişilik gösterilerinden biliyoruz. Bu sebeple "gidem de gülem" kafasıyla bu filme giden gülmez, onu bir belirtelim.Filmde 60' lı yılların tevazu ve naifliğine bir saygı duruşu, dönemin büyük ustalarına selam ve birçok kült filme göndermeler mevcut. Hatta filmde en iyi işleyen yan bu olsa gerek. Sadri Alışık ve Kerem Alışık' ı;  nam-ı diğer Turist Ömer' i karşı karşıya getiren sa…

Maide'nin Altın Günü

Gün geçmiyor ki sinema salonlarımıza bir başka yerli komedi filmi arz-ı endam etmesin.. İnsan takip etmekte zorlanıyor; ancak önümüze her akşam konulan aynı yemeğin vereceği tadı veren birbirinin aynı yapımları sunmaktan sinemacılarımız yorulmuyor ne yazık ki. Benzeri bir örnek; bir tiplemenin sinema filmi uzunluğuna deyim yerindeyse çeke çeke uzatılmış macerası : Maide'nin Altın Günü

Herhalde hikaye merkezinde bir kadın karakter olması, diğer basit komedilerden ayrılan ve bir nebze yakın olmama sebep olan konu olsa gerek. Ezgi Mola takdir edilen, sempatik ve yetenekli bir oyuncu kuşkusuz. Kendisinin hayat verdiği Maide Hanım, birçoğumuzun mahallesinde yaşayan bir tipleme diyebileceğimiz bilmiş bir teyzemiz. Kendisi ve mahallesindeki rakibeleri için meydan muharebesi tadındaki güç gösterisi alanları da altın günleri. Film basit bir skecin uzun versiyonu tadında, tahmin edilebilir bir sona doğru ilerlerken; birkaç anlık güldüren sahne ile gönül almaya çalışıyor. İzlerken sürekli &…